12 Bankaya 3 Kat Tazminat

12 Bankaya 3 Kat Tazminat

 

Bankalar her geçen gün hayatımızda  daha fazla yer tutuyor. Hesapların banka şubelerinde  demir çekmecelerde saklanan hesap kartonlarında tutulduğu, bütün hesaplamaların el ile yapıldığı zamanlar geride kaldı. Artık  bütün bankacılık işlemlerinin avuç içine sığan cep telefonları ile şubeye bile gitmeden yapılabildiği bir çağdayız.

 

Günümüzde hem bankaların hem de bankacılık ürünlerinin bu kadar gelişmesine ve çeşitlenmesine paralel olarak, bankaları ilgilendiren hukuki soru ve sorunlar da gelişmeye, çeşitlenmeye başlamıştır. Bunlar arasından ticari olup büyüklü küçüklü ticaret şirketlerini ilgilendiren kompleks sorunları bir kenara bırakalım ve sizi, bizi hepimizi ilgilendiren bankalar ile tüketici – yani hepimiz- arasındaki bazı temel sorunlara değinmeye çalışalım.

 

 

 

Bu konulardan ilki uzun zamandır popüler. Kısaca dosya masrafları iadesi olarak adlandırabileceğimiz hukuki sorunda, bankalardan kullanılan tüketici ve konut kredilerinin kullanılması sırasında vatandaşlardan  “dosya masrafı, ekspertiz ücreti, komisyon” vb. bir takım masraf isimleri altında tahsil edilen tutarların uzun zaman haklı olup olmadığı tartışıldı. Sonunda gerek yerel mahkemelerce gerekse yüksek Yargıtay tarafından verilen kararlar ile bu tutarların “ haklı, belgeli, ölçülü” olması gerektiğine yoksa bu tutarların fazla tahsil edilen kısımlarının iade edilebileceğine karar verilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonrası milyonlarca insan tüketici hakem heyetlerine ve tüketici mahkemelerine başvurarak dosya ve fazla tahsil edilen diğer masraflarını iade almıştır. Bu konunun yaygın etkisini açıklamak bakımından, 2014 yılında 5.445.308, 2015 yılında ise 3.118.842 kişinin tüketici hakem heyetlerine bu konularla ilgili başvuru yapmış olduğunu belirtelim.

 

Şimdi yine hepimizi ve tabii ki bankaları ilgilendiren güncel bir sorun ile karşı karşıyayız. Belki sizler de televizyon haberlerinden, belki gazetelerden belki de yakınınızda bulunan bir hukukçudan duyduğunuz 12 bankaya karşı 3 kat tazminat olarak bilinen konuya değinmeye çalışacağız. Peki kimdir bu 12 banka? Ya da nedir 3 kat tazminat?

 

Bankalar, belirtmiş olduğumuz tüm kredi işlemleri ve diğer bankacılık işlemleri sırasında ülkemizde bulunan tüm diğer ticari işletmeler gibi Rekabet Kanunu ile getirilen düzenlemelere tabi olarak Rekabet Kurumu’nun denetim ve gözetimi altında haksız rekabet kurallarına uymak zorundadırlar. Buna göre bankaların işlemleri sırasında rekabet ihlali sayılacak şekilde uyumlu eylem veya gizli anlaşmalar yapmak sureti ile tüketicilerden haksız faiz, masraf veya komisyon almaları yasaktır.

Bu temel kuraldan hareketle Rekabet Kurumu, 02.11.2011 tarihinde, birbiri ile gizli anlaşma yaptığı veya uyumlu eylem içerisinde olduğu iddia edilen 12 banka hakkında bir inceleme başlatmıştır.

Yapılan bu inceleme sonucu verilen 08.03.2013 tarihli Rekabet Kurulu kararı ile soruşturmaya konu edilen 12 bankanın rekabeti haksız olarak ihlal ettikleri, özellikle de kredi kartı ve kredi faizlerine ilişkin uyumlu eylem içerisinde olarak Rekabet Kanunu’nun 4. Maddesinde tanımlanmış haksız rekabet fiilini işlemiş oldukları tespit edilmiştir. Aynı karar ile bankalara gelirleri ile orantılı olarak değişen miktarlarda idari para cezaları da verilmiştir.

Rekabet Kurulu tarafından verilen bu karar yargı denetimine açık olduğundan söz konusu karar aleyhine açılan Ankara İdare Mahkemesi’ndeki davada ve o dava sonucunda verilen kararın Danıştay nezdinde yapılan temyiz başvurusu sonucunda mahkemeler de bankaları haksız bulmuştur.  Diğer taraftan Danıştay kararı aleyhine karar düzeltme yoluna başvurulduğunu ve bu başvurunun da henüz sonuçlanmadığını hemen belirtelim. Ancak biz açıklamalarımızı kararın kesinleştiğini varsayarak yapmaya devam edeceğiz.

 

Peki Rekabet Kurulu kararı ile bankalar tarafından rekabetin haksız olarak ihlal edildiğinin tespit edilmesinin tüketiciler açısından anlamı nedir? Rekabet Kanunu ve Rekabet Kurulu ile hukuk devletinde ulaşılmak istenen temel amaç, firma ve teşebbüsler arasında piyasa şartları sebebiyle oluşacak doğal rekabetin korunmasıdır. Doğal ve sağlıklı rekabet, hem firmaların gelişmesine, ürün ve pazar paylarının artmasına, verimli çalışmalarına, hem de tüketicilerin ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetleri uygun fiyat ve diğer şartlarla temin edebilmesine imkan verir. Ancak bazen piyasanın büyük kısmını elinde bulunduran bir firma, bazen de aynı sektörde faaliyet gösteren birden fazla firma, daha çok karı çok daha hızlı ve haksız bir şekilde elde etmek amacıyla tek başına veya kendi aralarında anlaşma yaparak bu rekabetçi ortamı ortadan kaldırabilir. Örneğin bir malın birden fazla üreticisi bir araya gelerek, ortada maliyet artışı olmasa bile sırf daha çok kar elde edebilmek için fiyatı ortaklaşa artırabilirler. İşte bu durum haksız rekabet teşkil eder.

Bu şekilde haksız olarak fiyatların artmasından ise ilk olarak tüketici zarar görür. Normalde 1 liraya alacağımız malı 2 liraya almak zorunda kalırız. İşte Rekabet Kanunu bir taraftan rekabetin ortadan kalkmasına yol açacak eylemleri  yasaklarken diğer taraftan böyle bir durumun  var olması halinde  bundan zarar görenlerin –yani biz tüketicilerin- bu zararlarını, zarar verenden talep etmelerine imkân vermiş yani tazminat istemelerini mümkün kılmıştır.

 

Bütün bu açıklamalar çerçevesinde konuyu bankalar ve müşteriler açısından ele alırsak Rekabet Kurulu,  12 bankanın uyumlu eylem ve karşılıklı anlaşma çerçevesinde kredi faizlerini belirlediğini tespit ettiğine göre bu bankalar tarafından normal piyasa koşullarından fazla belirlenen faiz ile piyasa koşullarına göre olması gereken faiz arasındaki fark kadar biz müşterilerin zararı doğduğu ortaya çıkmaktadır. Rekabet Kanunu ilgili maddesindeki düzenlemeye göre zarar görenler, ortaya çıkan maddi zararın 3 katına kadar tazminat talep edebilirler.

Bu durumda Rekabet Kurulu tarafından yapılan soruşturmada belirlenen zaman aralığı olan 21.08.2007 ile 22.09.2011 tarihleri arasında söz konusu 12 bankadan kredi kullananlar uğradıkları zararların tazmini için yasal yollara başvurabilirler.

Zararın ne kadar olacağı konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, bazı hukukçular Rekabet Kurulu tarafından verilen karar içerisindeki verilerden yola çıkarak, konut kredilerinde 15 baz puanlık (0,15), ihtiyaç kredilerinde 10 baz puanlık (0,10), taşıt kredilerinde ise 5-20 baz puanlık (0,05-0,020) bir faiz artırımın söz konusu olduğunu belirtmektedirler. Bu konuda ise en doğru bilgi ve sonuç, açılacak ilk bir kaç dava sırasında mahkemelerce yapılacak bilirkişi incelemeleri neticesinde ortaya çıkacaktır.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz bu davayı aslında sadece tüketiciler değil tacir olanlar ve hatta kamu kurumlarının dahi açabileceği tartışılmaktadır. Burada hemen belirtelim ki tüketici olanlar için görevli yargı yeri tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleridir.

Davada karşı taraf, bu haksız rekabet fiilini gerçekleştiren tüm bankalar olabilmesine rağmen, davadan beklenen amaca uygun olması açısından tüketicilerin asıl kredi kullanmış oldukları bankalara bu davaları açmaları daha uygun olacaktır.

Umarım bu süreç de daha önce olduğu gibi Tüketicilerin veya tüm zarar görenlerin haklarına kavuşabilecekleri bir şekilde sonlanır.

 

Av.Nihat ERCİYAS

nihat.erciyas@erciyas.av.tr