Türkiye'de Finansal Teknolojiler ve Yasal Altyapısı

Türkiye'de Finansal Teknolojiler ve Yasal Altyapısı

 

 

Günümüzde hızla gelişen ve yaygınlaşan finans teknolojileri alanında yürütülen uygulamaları Türkiye’de genel anlamda iki ana başlık altında sınıflandırmak mümkündür. Bunlardan ilkini bankalar tarafından yürütülen finans teknolojileri uygulamaları oluştururken, diğer kısmını ise bankalar dışındaki elektronik para, ödeme kuruluş şirketleri tarafından yürütülen finans teknolojileri faaliyetleri oluşturmaktadır. Geleneksel payment service provider, point of sale, bill payment gibi uygulamalardan başka door payment, national and international money transfer, loyalty based cashback programs ve elektronik para uygulamaları gibi uygulamalar ise Türkiye’de  özellikle son dönemlerde geleneksel fintech uygulamalarının yanı sıra öne çıkan ve popüler hale gelen uygulamalardandır. Öte yandan Peer to peer kredi verme yatırım desteği faaliyetleri ‘kredi verme’  faaliyeti olarak değerlendirileceğinden Türkiye’de yalnızca kredi verebilen kuruluşlar (bankalar, factoring,leasing vb gibi) tarafından yürütülmekte olup, bunların kuruluş ve faaliyet izinleri temel olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca BDDK’dan alınacak lisansa tabidir. Blockchain teknolojisi ise Bankalar tarafından planlamakta olup ,teknolojinin içeriği itibariyle bu noktada Türkiye’de Bankacılık sektörünün BDDK tarafından tekenolojik olarak da denetlendiği düşünüldüğünde bazı imkansızlıklar ortaya çıkmaktadır.

 

 

Türk Hukuk sisteminde temel olarak finansal hizmetlerin sadece BDDK gözetiminde gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu çerçevede finansal hizmet sağlayacak tüm kuruluşların ilgili mevzuata uygun olarak BDDK’tan faaliyet izni alması gerekmektedir. Dolayısıyla, Dünyada var olan ancak mevzuat olarak karşılığı Türk Hukuk Sisteminde bulunmayan bir finansal hizmetin yapılması mümkün gözükmemektedir.  Örneğin kriptocurrency temelli bir finansal hizmetin şu an itibariyle bu konuda tek ilgili mevzuat olan 6493 sayılı Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede elektronik para kuruluşlarının sunucularının Türkiye’de bulunması ve BDDK tarafından denetleniyor sebebiyle kriptocurrency temelli bir fianansal hizmetin verilmesi olanaklı gözükmemektedir.

Ek olarak, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeler her bir finansal hizmete konu paraya ait kaynak araştırmasını ilgili yükümlülere belli  kurallar çerçevesinde zorunlu tutmuştur. Dolayısıyla bitcoin de dahil olmak üzere tüm cryptocurrency temelli finansal hizmetler ve faaliyetler criptocurrency’nin doğasına uygun olmayacak şekilde kanunda tanımlanan ve kaynağı gayrimeşru olan malvarlıkları arasında değerlendirilmesi ihtimali vardır.

 

 

Türk Hukuk sisteminde fintech alanında faaliyet gösterecek şirketler için geleneksel finansman metotlarından farklı olarak özel bir finansman modeli düzenlenmemiştir. Tüm dünyada olan eqity ve debt loan financing opsiyonları Türkiyede ‘de mevcuttur. Buna ek olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan genel hükümler çerçevesinde şirket ortakları para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar, fikrî mülkiyet hakları, taşınırlar ve her çeşit taşınmaz, taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları, kişisel emek, ticari itibar, ticari işletmeler, haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler, maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar, devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değeri sermaye olarak koyabilmektedir. Böyle olmakla birlikte kuruluş ve faaliyetleri daha sıkı şartlara tabi olan diğer bir deyişle BDDK’ya bağlı olarak kurulan şirketler bakımından faaliyet türlerine göre farklı miktarlarda asgari tutarda ödenmiş sermaye koşulları düzenlenmiştir. Örneğin;  e-para veya ödeme sistemi şirketlerinin kuruluşları için en az 5 milyon TL, varlık yönetim şirketlerinin kuruluşları için 10 milyon, bankalar için 30 milyon,  factoring firmalarının kuruluşları için ise en az 20 milyon TL gibi ödenmiş sermaye koşulları bulunmaktadır.

 

 

Türk Hukuk sisteminde Fintech alanında yapılan yatırımlara ilişkin özel sübvansiyonlar mevcut değildir. Ancak aşağıda yer verilen genel incentiveler Fintech alanında yapılan yatırımlara yahut bu alanda faaliyet göstermek üzere kurulacak şirketlere uygulanabilir.

Örneğin; 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliğiyle kurulan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri yani Teknoparklar’da kurulan şirketlere yönelik birtakım vergi teşvik ve muafiyetleri düzenlenmiştir. Nitekim teknolojiyle oldukça yoğun bir şekilde iç içe olan teknoloji/fintech şirketleri  özellikle bu teşvik ve muafiyetlerden yararlanabilecektir.

Ayrıca 5520 sayılı Kurumlar Vergisi’nin 5. Maddesinde yer alan düzenleme ile Türkiye’de kurulu girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer evraklar damga vergisinden muaf tutulmuştur.

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca girişim sermayesi yatırım fonlarının ve girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının para ve sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar  banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır. Ayrıca bunların BSMV kapsamına giren işlemleri de KDV’den istisnadır.

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu katılma paylarından tam ve dar mükellef gerçek kişilerce elde edilen gelirlerin tamamı Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında % 10 oranında tevkifata tabi bulunmaktadır. Yukarıda bahsi geçen tüm fonların katılma paylarından kurumlarca elde edilen gelirler ise Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası gereği hem tam mükellef hem de dar mükellef kurumlar için % 0 oranında vergilendirilmektedir.

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu katılma paylarından tam ve dar mükellef gerçek kişilerce elde edilen gelirlerin tamamı Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında % 10 oranında tevkifata tabi bulunmaktadır. Yukarıda bahsi geçen tüm fonların katılma paylarından kurumlarca elde edilen gelirler ise Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası gereği hem tam mükellef hem de dar mükellef kurumlar için % 0 oranında vergilendirilmektedir.

Tüm bu vergi teşvik ve indirimlerinden tech/fintech yatırım ortaklıkları ve bu alanda faaliyet gösterecek şirketler yararlanabilecektir.

 

 

Türkiye’de şirketlerin halka açılması için Fintech alanında faaliyet gösteren şirketler ve yatırım ortaklıkları bakımından özel koşullar getirilmemiş olmakla birlikte, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda düzenlenen genel hükümler bunlar bakımından da geçerli olacaktır. Buna göre halka açılmayı arz ederek Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul’a başvuracak şirketlerin;

  • Sermayesinin paylara bölünmüş şirket olması,
  • Başvuru işlemlerini hazırlayacak orta düzey yöneticiler, finans departmanında görevli kişiler ve halkla ilişkilerden sorumlu kişilerden oluşan bir çalışma grubu oluşturmaları,
  • SPK tarafından yetkilendirilmiş ve Kurul’un internet sitesinde yer alan halka arza yetkili aracı kuruluşlardan birisi ile aracılık sözleşmesi imzalamaları,
  • Gelişen İşletmeler Pazarı’nda (GİP) işlem görmeyi planlayan şirketlerin gerekli hazırlıkları birlikte yürütmek için bir piyasa danışmanı ile asgari şartları Borsa tarafından belirlenmiş olan Piyasa Danışmanlığı Anlaşması yapmaları,
  • Finansal tablolarını Sermaye Piyasası Mevzuatı’na uygun olarak hazırlamak ve SPK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim şirketlerinden birisini seçerek denetim sözleşmesi imzalamaları ve finansal tablolarını da bu bağımsız denetim şirketinin denetiminden geçirmeleri,
  • Şirket esas sözleşmesinin Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca değiştirmeleri,
  • Halka arz fiyatını belirlemeleri ve başvuru için gerekli evrakları hazırlamaları gerekmektedir.

 

 

2014 yılında Paybyme’nin %51 oranında hissesi 9,3 milyon dolara Malezyalı MOLGlobal şirketi tarafından satın alındı.

2015 yılında popüler e-ticaret sitelerinden birisi olan hepsiburada.com ‘un %25 oranındaki hissesi Dubai merkezli The Abraaj Group tarafından satın alındı. 

2016 yılında çıkan haberlere göre BDDK lisans başvurusu yapan Paypal Türkiye’nin başvurusunu ilgili regülasyonlar uyarınca şirket serverlarının tamamının Türkiye’de olmaması gerekçesiyle reddettiği ve şirketin Türkiye’deki faaliyetlerini durdurma kararı karşısında şirket, internet sitesi üzerinden müşterilerine gerekli izinlerin alınması yönündeki çalışmalarının devam edeceğini duyurdu.

2016’da popüler e-ticaret sitelerinden birisi olan gittigidiyor.com’un %7 oranındaki hissesi Amerikalı ünlü açık artırma sitesi ebay tarafından 34,3 milyon dolara satın alındı.

Yine aynı yılda yerli Ininal ödeme ve elektronik para şirketinin %50 oranındaki hissesi Fransız Up Group’a bağlı Multinet tarafından satın alındı.

 

 

Online bankacılık da dahil olmak üzere Fintech alanında faaliyet gösterecek  tüm bankaların ve banka dışı elektronik para ve ödeme hizmetleri kuruluşlarının başta 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun olmak üzere Avrupa Birliği Hukuku mevzuatı ve diğer regülasyonlarla uyumlu bir şekilde kurularak  lisans ve izin alınması için BDDK’ya ve TC Merkez Bankası’na başvuru yapılması gerekmektedir.

 

 

BDDK, TC Merkez Bankası gibi finansal regülatörler Türkiye’deki teknoloji ve finans sektörünün gerek sektörün canlı tutulması, sirkülasyonun sağlanması gerekse de global dünyanın ve teknolojinin hızla gelişen ve değişen yeniliklerine ayak uydurabilmesi açısından isteklidir/yenilikçidir.(receptive) Nitekim yukarıda yer alan devlet teşvikleri, T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı kuruluşu ve ayrıca bu alana ilişkin tüm mevzuatın Türkiye bir AB ülkesi olmamasına rağmen AB mevzuatı ile uyumlu olması hususları regülatörlerin bu alanda receptive olduklarının birer göstergesidir. Böylelikle de kurum ve kuruluşların receptive olması ülkede piyasaya girişi ve yeni girişimleri kolaylaştırmaktadır.

 

 

Genel itibariyle ülkelerin hukuk sistemlerinin farklılığından ötürü cross border operationların tüm ülkelerde zor olması nedeniyle Türkiye’de de kolay olduğu söylenemeyecektir. Ancak yabancı fintech şirketlerinin (businesses which are established outside our jurisdiction) Türkiye’de faaliyet gösterme saikiyle hareket ederken karşılaşacakları zorlukları iki ana kısımda incelemek mümkündür. Bunlardan ilki; ilgili mevzuat ve regülasyonlar uyarınca yerli yabancı ayrımı yapılmaksızın fintech alanında faaliyet gösterecek şirketlerin BDDK’dan lisans ve T.C.Merkez Bankası’ndan izin almaları zorunluluğu, bir diğeri ise vergilendirmedir. Yabancı şirketlerin Türkiye’de faaliyet göstermek için sıfırdan bir şirket kurarak faaliyet göstermeleri için yerine getirmeleri gereken zorunlulukları aşmak için Türkiye’de halihazırda faaliyet gösteren lisanslı şirketler ile yahut bankalarla yapılabilecek işbirlikleri çözüm olarak önerilebilecektir.

 

 

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte elektronik cihazların kullanımının artması, internet ortamında gerçekleştirilen işlemlerin gündelik hayata daha fazla adapte olması gibi gelişmeler beraberinde birtakım   güvenlik sıkıntılarını da getirmiştir. Türkiye’deki regülatörler tarafından söz konusu bu güvenlik sıkıntılarının önlenmesi adına yapılan çalışmalardan bir yenisi de ülkemizde çok yakın bir zamanda 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren kişisel verilerin korunmasına ilişkin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’dur. Kanunda kişisel verilerin işlenmesi, kullanılması ve aktarılması gibi hususlara ilişkin kurallarla birlikte, bunlara aykırı davrananlar hakkında uygulanacak hapis ve adli para cezalarını da düzenlemektedir. Nitekim teknolojiyle oldukça yakın bir şekilde iç içe olan fintech faaliyetlerinde de bu kanun geçerli olup, faaliyetlerin yürütülmesi esnasında müşterilerin kişisel verilerinin kanuna uygun şekilde işlenmesi, kullanılması ve aktarılması gerekmektedir. Fintech faaliyetlerinin ayrıca müşterilerin  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında hukuka aykırı şekilde verilerinin işlenmesi, kullanılması yahut aktarılmasından doğan zararlarını tazmin etme haklarının saklı olduğu hususunun da göz önünde bulundurularak yürütülmesi gerekmektedir.

 

 

6698 sayılı Kanun’da yer alan hükümlere göre kişisel verilerin işlenmesi veya aktarılması gibi işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için genel kural yurtiçi veya yurtdışı ayrımı yapılmaksızın bu işlemler için ilgili kişinin açık rızasının alınmasıdır. Kanun’un 9. maddesinde yer alan düzenlemeye göre Kişisel Verileri Koruma Kurulu’ndan  izin alınmasını gerektiren durumlar dışında da ilgili kişilerin açık rızası alınmaksızın verilerinin  yurtdışına aktarımı yasaktır.

 

 

6698 sayılı Kanun’un 17. ve 18. Maddelerind  kanuna aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak birtakım hapis ve adli para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiştir.  İlgili maddelerde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na  atıf yapılarak hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydedenlerin  6 aydan üç yıla kadar, verileri hukuka aykırı olarak veren veya ele geçirenler hakkında ise bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası düzenlenirken, kanunda yer alan yükümlülükleri yerine getirmeyenler ve Kurul kararlarına aykırı hareket edenler hakkında ise en az 5.000 en çok 1.000.000 TL idari para cezası düzenlenmiştir.

 

 

Türk Hukuk sisteminde, siber güvenliğe ilişkin ve teknolojiyle iç içe olan Fintech alanında da uygulanması gerekli birtakım düzenlemeler yer almaktadır; 

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda madde 243 vd. düzenlenen bilişim sistemine girme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi bilişim suçları ve bu suçları işleyenler hakkında verilecek hapis ve adli para cezaları,
  • 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda yer alan düzenlemeler ve kanuna aykırı şekilde elektronik haberleşme hizmeti verenler hakkında uygulanacak hapis ve adli para cezalarına ilişkin hükümler,
  • 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapilan Yayinlarin Düzenlenmesi ve Bu Yayinlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkinda Kanun’da yer alan internet ortamında işlenen belirli suçlar ile içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin adli para cezaları ve yaptırımlara ilişkin hükümler,
  • 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da yer alan düzenlemeler ve kanuna aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak adli para cezalarına ilişkin hükümler,
  • 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatin Hazirlanmasi ve Uygulanmasina Dair Kanun’da da yer alan düzenlemeler ve kanuna aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak idari para cezalarına ilişkin hükümlerle birlikte  5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6502 sayılı Tüketici Kanunu’nda yer alan düzenlemeler de bunlara örnek verilebilir.

 

 

Fintech alanunda faaliyet gösteren banka ve banka dışı şirketleri ilgilendiren kara paranın aklanması suçu esas itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 282. Maddesinde; “Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkarmak veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutmak, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak” şeklinde düzenlenmiştir.

Bununla birlikte 6415 sayılı kanunda yer alan ve terör ve terörizmin finansmanına ilişkin suçlar, 5549 sayılı Kanun’da bankacılık, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler sağlayanlara ilişkin kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlere konu malvarlıklarının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı hareket etme suçu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan diğer finansal suçlar da yine fintech alanında faaliyet gösterecek bankalar ve diğer şirketleri ilgilendiren suçlara örnek verilebilecektir.

 

 

6502 sayılı Tüketici Kanunu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 5651 sayılı İnternet Ortaminda Yapilan Yayinlarin Düzenlenmesi ve Bu Yayinlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkinda Kanun, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatin Hazirlanmasi ve Uygulanmasina Dair Kanun, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 5 Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğ, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği  de Fintech alanındaki faaliyetlerin yürütülmesinde dikkate alınması gereken diğer düzenlemelerdendir.  

 

 

Türk Hukuk Sistemi’nde Fintech de dahil olmak üzere tüm alanlardaki işçi işveren ilişkilerine uygulanan ve işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma koşulları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan düzenlemeler dışında  bu alanda dikkate alınması gerekli başkaca özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

 

 

4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan ayrıntılı düzenlemeler dışında bu alana özgü bir düzenleme bulunmamaktadır. İş Kanunu’nda da işverenlerin uyması gereken; işçilere verilmesi zorunlu asgari ücret, sağlık sigortası, işyeri güvenliği, azami çalışma saati, kıdem ihbar tazminatlarının verilmesi gibi düzenlemeler mevcuttur.

 

 

6735 sayılı Uluslararası İş Gücü Kanunu,  4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca yabancıların oturma izni, çalışma izni gibi uygulanacak genel prosedürlein yanı sıra, kuruluşları lisans ve izne tabi banka, factoring, leasing, elektronik para ve ödeme kuruluşları firma ortakları hakkında BDDK tarafından detaylı bir araştırma yapılmaktadır.

 

 

Türkiye patent, faydalı model gibi yenilik ve buluşların korunması bakımından Paris Sözleşmesi ve TRIPS başta olmak üzere Patent İşbirliği Anlaşması (PCT), Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC), Patentlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Strazburg Anlaşması gibi uluslararası birçok anlaşmaya taraf ülke olup, kendi iç hukukunu da bu sözleşmelere uygun bir şekilde adapte etmiştir. Nitekim uluslararası anlaşmaların yanı sıra iç hukukta da yürürülükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan başvuru ve tescil işlemleri ile yenilik ve buluşlara koruma sağlanmaktadır.

 

 

Türkiye Dünya Ticaret Örgütü’ne üye ülkelerden birisi olmakla birlikte yine Paris anlaşması, TRIPS, Madrid Protokolü, Nice Anlaşması, Lahey Anlaşması gibi anlaşmalara taraf ülkelerdendir ve bu anlaşmaları kendi iç hukukuna da entegre etmiştir. Dolayısıyla fikri mülkiyet hakları da ülkemizde Uluslararası anlaşmalar ve AB Hukuku mevzuatı ile uyumlu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer regülasyonlar uyarınca koruma altındadır. 

 

 

Türkiye yukarıda da bahsedilen birçok uluslararası IP anlaşmalarına taraf ülke olarak bu anlaşmaları iç hukukuna adapte ettiğinden yerli ve yabancı hak sahipleri eşit düzeyde koruma altındadır. 

 

 

Uluslararası anlaşmalar,  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca IP eserleri üzerinde hak sahipleri tarafından lisans, devir, alım, satım gibi tüm dünyada uygulanan geleneksel hukuki işlemlerle hakkın paraya çevrilmesi Türkiye’de de mümkün olup, halihazırda uygulanmaktadır.

 

Konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için büromuzdan Av.Nihat ERCİYAS ve Av.M.Arda ERCİYAS'a aşağıdaki mail adreslerinden ulaşabilirsiniz. 

nihat.erciyas@erciyas.av.tr

arda.erciyas@erciyas.av.tr