Yapı Malikinin Sorumluluğu

Yapı Malikinin Sorumluluğu

 

 

 

 

 

GİRİŞ 

Bu makalenin konusunu ‘‘ Yapı Malikinin Sorumluluğu’’ oluşturmaktadır. Yapı Malikinin Sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 69. ve 70. maddesinde düzenlenmiştir. 

Bina ve yapı eseri maliklerinin sorumluluğu, toplumumuzun her kesimini ilgilendirmesi ve inşaat sektörünün gelişmesi sebebiyle , inceleme konusu olarak seçilmiştir. 

Bu inceleme , dört bölümden oluşmaktadır. 

Birinci bölümde bina ve diğer yapı eserlerinden doğan sorumluluğunu genel olarak açıkladıktan sonra Türk Borçlar Kanunu’ndaki yerine değinilmiştir. 

İkinci bölümde ise genel olarak sorumluluk hukuku üzerinde durulmuştur. Yapı malikinin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olması sebebiyle bu bölümde kusursuz sorumluk ve dayandığı ilkeler incelenmiştir. Ayrıca yapı malikinin sorumluluğunun dayandığı ilkeler hakkındaki doktrinde yer alan tartışmalarla beraber konu ile ilgili görüşümüz aktarılmaya çalışılmıştır. 

Üçüncü bölümde yapı malikinin sorumluluğunun doğabilmesi için aranan genel ve özel koşullar Yargıtay kararları ışığında incelenmiştir. 

Dördüncü bölümde yapı malikinin sorumluluğunun hüküm ve sonuçlar incelenmiştir. İlk olarak malikin zarar tehlikesini önleme yükümlülüğünü inceledik. En önemli sonuçlarından biri olan tazminat davasını detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca TBK m. 69 ile diğer kanun hükümlerinin yarışması halinde hangisinin uygulanabileceği, malikin rücû hakkı ve yapı denetim kuruluşlarının sorumluluklarına genişçe yer verilmiştir. 

 

 

I. SORUMLULUĞUN HUKUKİ NİTELİĞİ 

Yapı güvenliği, yapı denetimi, yapı malikinin sorumluluğu gibi kavramlar 17 Ağustos 1999 tarihinde Gölcük merkezli yaşanan depremde can kayıpları sonrasında daha sık duymaya başladığımız bir konu haline gelmiştir. Bunun dışında bina ve yapı eserleri kullanılırken, bazı zararlar meydana gelebilmektedir. Bu nedenden doğan sorumluluk Türk Borçlar Kanun da düzenlenmiştir. 

Yapı Malikinin Sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu m. 69/I’e göre “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür”. 

İlgili maddenin birinci ve ikinci fıkrası zarar gören ile zarardan sorumlu olanlar arasındaki dış ilişki hükme bağlanırken, zararı tazmin eden malikle diğer sorumlular arasında iç ilişki ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir1.
Türk Borçlar Kanunu m. 69/I ve II’de yapı malikinin intifa ve oturma hakkı sahiplerinin sorumluluğu ve bu sorumluluğun yaptırımı olan giderim yükümlülüğü düzenlenmektedir. Bu düzenlemeye göre; bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksiklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür2. İntifa ve oturma hakkı sahibi malikle birlikte müteselsil sorumludur. 

A. Yapı Malikinin Kusursuz Sorumluluğu 

Günümüzde yapı eserlerinde ciddi bir artış yaşanmaktadır. Bu durumun sonucunda da meydana getirilen yapıların özensiz tamamlanmasına, kullanılan malzemelerin düşük kalitede olmasına ve dolayısıyla yapıların bozuk meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu yapım bozuklukları yahut bakım eksiklikleri üçüncü kişiler için tehlike arz etmektedir. Söz konusu tehlikenin bertaraf edilebilmesi için Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinde bina veya diğer yapı eseri maliklerinin ve hatta intifa ve oturma hakkı sahiplerine dikkatli olma ve gerekli özeni gösterme ödevi yüklenmiş ve sorumluluğunu kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenmiştir3. Yani, malik/intifa, oturma hakkı sahibi kişi zararın oluşmaması için bütün dikkat ve özeni gösterdiğini ispat etmiş olsa dahi sorumluluktan kurtulamaz4.

Yapı malikinin kusursuz sorumluluğu ile ilgili olarak önem taşıyan şu sonuçlar çıkarılabilir: 

1 Antalya, O. Gökhan, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler , 2. Baskı, Legal Yayımcılık, İstanbul 2015, s. 307. 2 Antalya, s. 307.

 

 

  • e46;  Malik, yapıdaki eksikliğe yol açan; ancak kusur derecesini bulmayan bir özensizlikten de sorumlu olacaktır. 

  • e46;  Malikin ayırt etme gücü olmasa dahi, yine sorumlu tutulacaktır. 

  • e46;  Yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin, umulmayan bir halden doğmuş olması, 

    maliki yine de sorumluluktan kurtarmayacaktır. 

  • e46;  Malik, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği, başka bir kimsenin fiilinden doğmuş 

    olsa dahi5, meydana gelen zararlardan sorumlu tutulacaktır. 

    Her ne kadar bina ve yapı eseri malikinin kusurun aranmadığını belirtsekte bazı hallerde sorumlunun kusuru olduğu durumlar da olabiliyor. Bu gibi durumlarda tazminat miktarını belirlemede kusur oranı etkili olacaktır. Zarar görenin ortak kusuru tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilmeyip, birden fazla kişinin aynı zarardan sorumlu olması halinde kusursuz sorumlu kişi diğer kişilere rücû edemeyecektir6. Ayrıca ek kusur, malikin sorumluluğunu daha da arttırır. Bu gibi durumlarda nedensellik bağını kesen hallerin oluştuğunu öne sürerek, sorumluluktan kurtulamaz7. 

  •  

1. Kusursuz Sorumluluğun Dayandığı Temel İlkeler 

Türk Borçlar Kanunu kusursuz sorumluluğu hakkaniyet sorumluluğu, tehlike sorululuğu ve özen sorumluluğu olarak ayırmaktadır. 

3 Kılıçoğlu, Ahmet M., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 19. Bası, Turhan Kitabevi Yayınları, Ankara 2015, s. 359; İnan, Ali Naim/ Yücel, Özge, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 4. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2014, s. 425.
4 Narter, Sami, Kusursuz Sorumluluk Haksız Fiil Sorumluluğu ve Tazminat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s. 204. 

5 Zararın doğmasında, 3. kişinin kusuru bulunması halinde, TBK madde 49’daki haksız fiil hükümleri uygulanacaktır.
6 Narter, s. 204; Kılıçoğlu, s. 360.
7 Kılıçoğlu, s. 360. 

 

 

a) Tehlike Sorumluluğu 

Tehlike sorumluluğu 6098 s. Türk Borçlar Kanunun 71. maddesinde genel düzenleme yoluna gidilmiştir. Fakat bu durum özel kanunlar tarafından yapılan düzenlemelerin uygulanmasına engel değildir. Özel kanunlarda düzenlenmiş olmayan tehlike arz eden işletmelerin faaliyetlerinden doğan zarardan TBK m.71 gereğince işletme sahibi sorumlu olacaktır. Tehlike ilkesi kişinin yapmış olduğu faaliyetin, sahip olduğu işletmenin ya da elinde bulundurduğu nesnenin, öngörülen tehlikeyi gerçekleştirmesi sonucunda oluşan zarardan doğan sorumluluğudur8. Tehlike sorumluluğunda kişiye kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulma imkanı tanınmamıştır. Bu nedenle ağır bir kusursuz sorumluluk halidir. İşletme sahibi, zararın oluşmaması için gerekli tüm dikkat ve özeni gösterdiğini ispatlamış olsa dahi sorumluluktan kurtulamaz. Ancak illiyet bağını kesen sebeplerden birinin bulunması ve ispatlanması halinde sorumluluktan kurtulması mümkündür9. 

Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluğun da tehlike sorumluluğu olduğu yönünde görüşü olan yazarlar bulunmaktadır10.
Eski tarihli bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında11 da, bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluk, tehlike sorumluluğu olarak kabul edilmiştir. 

 

b) Olağan Sebep Sorumluluğu (Özen Sorumluluğu) 

Dikkat ve özen ilkesine aykırı davranan kişilerin sorumluluğu, olağan sebep sorumluluğudur. Olağan sebep sorumluluğunda gerekli olan dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen bir başkası zarara uğramışsa, bu kişilerin dikkat ve özeni göstermelerine rağmen zararın meydana geldiğini ispat etmeleri halinde sorumluluktan kurtulabilmeleri mümkündür. Diğer bir ifade ile kurtuluş kanıtı getirmek mümkündür. Mesela olağan sebep sorumluluğu hallerinden; adam çalıştıranın sorumluluğu, ev başkanının sorumluluğu ve hayvan bulunduranın sorumluluklarında, kişinin kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulması mümkündür. 

8 Karanfil, Sinan, “Yapı Malikinin Sorumluluğu (TBK m.69)”, Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016, s. 31.
9 Naimi, Tuğba Aytekin, “Bina ve Yapı Eseri Malikinin Sorumluluğu”, Doğu Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kuzey Kıbrıs 2011, s. 18. 

10 Aybay, Aydın: Borçlar Hukuku Dersleri, Genel Bölüm, 13. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2011, s. 88; Kılıçoğlu, s. 359.
11 YHGK, 1.2.1967, E. 208/K. 29; Yarg. 4. HD, 17.4.1967, E. 66/K. 3388 (www. kazanci.com, E.T : 10.10.2018).
 

 

 

c) Hakkaniyet İlkesi 

Kişinin zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmasa dahi zarara neden olması halinde tazmin yükümlülüğü meydana çıkar. Hakkaniyet ilkesine göre; kişilerin ekonomik durumları karşılaştırıldıktan sonra zarar verenin ekonomik durumunun daha güçlü olduğu durumlarda adaletin sağlanabilmesinin adına bu kişinin zararı tazmin yükümlülüğü doğar. 

 

2. Sorumluluğun Dayandığı İlke Hakkında Doktrindeki Tartışmalar ve Görüşümüz 

Türk Borçlar Kanunu m. 69 bakımından doktrindeki fikir ayrılıkları bu üç esas bakımından ortaya çıkmaktadır.
Yapı malikinin sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nda Özen Sorumluluğu başlığı altında düzenlenmiş olmasına rağmen; yapı maliki sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getiremiyor olmasına rağmen olağan sebep sorumluluğunda gerekli dikkat ve özenin gösterildiğinin ispatlanması halinde sorumluluktan kurtulmak mümkün hale geliyor. Bu durum doktrinde görüş ayrılıklarına sebep olmuştur. 

Bir görüşe göre12; kanun koyucunu yapı malikinin sorumluluğunun özen sorumluluğu olarak düzenlenmesini eleştirip, bu sorumluluğun tehlike ilkesine dayanması gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşün temelindeki neden; özen sorumluluğunun en hafif kusursuz sorumluluk hali olması ve kurtuluş kanıtı getirilme imkanı bulunmasıdır. Aksine yapı maliki sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getirme imkanı bulunmamaktadır. Bu görüş; yapı malikinin sorumluluğunun tıpkı tehlike sorumluluğunda olduğu gibi kurtuluş kanıtı getirme imkanı olmadığından tehlike sorumluluğu içerisinde yer alması gerektiğini savunmuştur. 

Tehlike sorumluluğunu savunan yazarlardan bir kısmı, tehlike ilkesi ile birlikte menfaat esasının da yer aldığını düşünmektedir. Menfaat esasına göre yapı eserinden faydalanan malik ekonomik anlamda daha güçlü olduğu için yapıdan kaynaklı zararı da karşılaması gereken kişi olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir13. 

Diğer bir görüş ise yapı malikinin sorumluluğunun özen sorumluluğu olduğu yönündedir14. Kanun koyucu açıkça yapı malikinin sorumluluğunu özen sorumluluğu olarak nitelendirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun da yapı malikinin sorumluluğu ‘B. Kusursuz Sorumluluk’ başlığı altındaki ‘II. Özen Sorumluluğu’ alt başlığının altında düzenlenmiştir. Yargıtay’ın güncel kararlarında yapı malikinin sorumluluğu olağan sebep sorumluluğu olarak yorumlandığı görülecektir15.

 

Bu görüşü savunan doktrin yapı malikinin sorumluluğunda zararın meydana gelme ihtimalinin tehlike sorumluluğunda olduğu gibi fazla, ağır ve şiddetli olmayacağını belirtmişlerdir16. Her motorlu trafik aracı, uçak veya atom reaktörünün aksine, her bina veya yapı eseri, sırf bu özellik ve niteliğiyle çevre için tipik bir tehlike kaynağı olmaktan uzaktır17. Yapı maliki sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getirilememesi sebebiyle tehlike sorumluluğu olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtmişlerdir. Özen sorumluluğu ile beraber hakkaniyet ilkesi uygulanarak yapı malikinin kusuru olmasa dahi ekonomi olarak daha güçlü olması sebebiyle zararı tazmin yükümlülüğü bulunmaktadır. Özen sorumluluğu ile hakkaniyet ilkesinin beraber uygulanması sonucunda binanın veya yapının yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten dolayı herhangi bir zararın meydana gelmesi halinde, yapı malikinin uyması gereken özen yükümlülüğünü ihlal ettiği yönünde çürütülemez bir karine ortaya çıkar. Yani malike kurtuluş kanıtı imkanı verilse bile malikin, özen yükümlülüğünü ihlal etmediğini ispatlamasının mümkün olmadığı düşünülmektedir18.

12 Nomer, Halûk N., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 13. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2013, s. 145; Naimi, s. 18; Aybay, s. 95. 

13 Koç, Nevzat, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Sorumluluğu, Ankara 1990, s. 32R08;33; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop: Tekinay Borçlar Hukuku, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 517.

14 Eren, Fikret, Borçlar Hukuku , Genel Hükümler, 21. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2017, s. 665.

 

Son olarak karma görüş teorisini öne süren yazarlar vardır. Bu görüşe göre; her yapı tehlikelilik unsuru taşımamaktadır. Bu nedenle tehlikelilik unsuru taşıyan nükleer santraller, benzin depoları gibi yapılar özel kanunlarla düzenlenmelidir19.
Karma görüşe göre yapı malikinin sorumluluğu tek bir ilkeye dayandırılmaması gereken birkaç esasa göre değerlendirilmesi gereken bir durumdur. 

15 Bkz. Yarg. 3. HD., 21.12.2015, K. 2015/20626 ve E. 2015/1137: “Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu" dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır” 

Aynı yönde diğer bir karar, Yarg. 3. HD., 16.3.2016, K. 2016/3998 ve E. 2015/7031:“Öncelikle, dağıtım şirketi, kaçak yapı yapılması sebebiyle elektrik tellerinin yapılan kaçak yapıya yakınlaşması ve tehlike arzeden hale gelmesine rağmen TBK. 69.maddesi gereği elektrik hattının can ve mal güvenliğine zarar vermesini önlemede gerekli özeni göstermediğinden meydana gelen zarardan sorumludur”. 

Son olarak, Yarg. 3. HD., 20.10.2015, K. 2015/16204 ve E. 2014/20456: “Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği Borçlar Yasası'nın 58. maddesi gereğince imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur ( TBK 69. maddesi )” (Kararlar için bkz. www.kazanci.com, E.T : 29.10.2018). 

16 Bilmen, Akif, “Türk Borçlar Hukukunda Bina Veya Diğer Yapı Eseri Malikinin Hukuki Sorumluluğu” Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1998, s. 11; Baş, Ece, ‘‘6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk’’, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2011, s. 51. 

17 Eren, s. 667.
18 Koç, s. 37; Bilmen, s. 25.
19 Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt 2, 14. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2018, s. 175.

 

Örneğin Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, yapı malikinin kusursuz sorumluluğunu tehlike esasıyla birlikte hakkaniyet esasına da dayandırmıştır20
Bu konu hakkındaki kişisel kanaatim tehlike sorumluluğuna gidilemeyeceği yönündedir. Kusursuz sorumluluk türlerinin her birinde tehlike bulunmaktadır21. Burada dikkat edilmesi gereken husus tehlike hali ile tehlike sorumluluğunun birbirinden farklı olmasıdır. Tehlike sorumluluğunda fazla ve ağır bir zarara yol açma tehlikesi bulunan yapılar (benzin depoları vb.) tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nedenle yapı malikinin sorumluluğunu kusursuz sorumluluk türlerinden en ağır olan tehlike sorumluluğuna dayandırmak adil olmayacaktır. Eğer herşeyin tehlikeli olabileceği yorumunu yapacak olursak sırf varlığı ile tehlike yarattığı varsayılacak binalarda, hiçbir yapılış bozukluğu veya bakım eksikliği bulunmasa dahi, sırf yaratılan tehlike, sorumluluğa yol açardı22. Ayrıca ekonomik olarak yorumlayacak olursak; ülkemiz yatırımcılar için cazip olmayan bir yer haline gelecektir, bu durum da maddi anlamda sıkıntı yaratması olasıdır. 

Her ne kadar baskın görüş yapı malikinin sorumluluğu özen sorumluluğu olduğu yönünde de olsa; kanaatimce kusursuz sorumluluk türlerinde en hafifi olan özen ilkesine dayandırmakta doğru olmayacaktır. Ece Baş’ın da belirttiği gibi özen ilkesi sorumluluğu kusur sorumluluğuna yaklaştırmaktadır. Özen borcunun objektif olması, kusursuz sorumluluğun içinde değerlendirilse de; yapılan değerlendirme sonucunda haksız fiil failin davranışı üzerinde yoğunlaşmaktadır bu nedenle kusurun arandığı sonucuna dolaylı da olsa varılabilir23. Kanaatimce; yapı malikinin sorumluluğu olağan sebep sorumluluğu ile beraber hakkaniyet ilkesine de dayandırılmalıdır. Hakkaniyet ilkesinin unsurlarından biri olan menfaatten faydalanan kişinin külfetine de katlanmasıdır. Bir diğer unsuru ise tarafların ekonomik durumunun karşılaştırılmasıdır. Bu unsura göre ekonomik durumu güçlü olan kişi zarara da katlanmalıdır. Türk Borçlar Kanunun m. 69 hükmünün amacının da hakkaniyet ilkesine dayandığını söyleyebiliriz. Madde lafzında bina veya yapının yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikler neticesinde üçüncü kişilerin uğradıkları zarardan, o bina ve yapıdan en üst düzeyde yararlanan malik ve sınırlı olsa da intifa ve oturma hakkı sahibi kişilerin sorumluluğunun oluştuğu ifade edilmektedir 24. 

Bu düzenlemede sorumluluk aynî hak sahibi olmaya yüklenmiştir. Yapı maliki, bina veya yapı eserinden en fazla yararlanan kişi olup aynı zamanda intifa veya oturma hakkı sahibi de malik kadar olmamakla beraber yapıdan üst düzeyde yararlanan kişidir. Bu nedenledir ki, yapı bozukluklarından ve bakım eksiklerinden malik sorumlu tutulup, sadece bakım eksikliklerinden intifa ve oturma hakkı sahibi kişi sorumlu tutulmuştur. Bu bakımdan sorumluluğun olağan sebep sorumluluğu ile beraber hakkaniyet ilkesine de dayandırılması kanımızca isabetli olacaktır25.

20 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 27. 21 Baş, s. 46-50.
22 Oğuzman/Öz, s. 175.
23 Baş, s. 54. 

24 Eren, s. 666; Oğuzman/Öz, s.176; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 517.

 

 

B. Yapı Malikinin Sorumluluğu ile Taşınmaz Malikinin Sorumluluğu Arasındaki İlişki 

Yapı malikinin sorumluluğu ile taşınmaz malikinin sorumluluğu her ne kadar birbirine benzese de birbirinden farklıdır. 

Türk Medeni Kanunun 730. maddesi uyarınca malik, taşınmaz mülkiyetinin özel hukuk ve özellikle komşulukla ilgili kısıtlamalarına aykırı davrandığı zaman sorumlu olur26. Türk Borçlar Kanunun 69. maddesinde ise bina veya inşa eserinin yapı bozukluğundan veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zararın olduğu halde malikin sorumluluğu olduğu haldir. 

İlk olarak ortak özelliklerinden bahsedecek olursak; her ikisi de kusursuz sorumluluk türüdür27. Kusursuz sorumluluğun sonucu olarak sorumluluktan kurtulmak için kurtuluş kanıtı getirme imkanı tanınmamıştır. 

Olağan sebep sorumluluğu içerisinde değerlendirilmektedir. Her iki sorumluluk türünde de zarardan sorumlu olan kişi malik olup aynı zaman da zarara taşınmaz eşya28 neden olmaktadır. 

İki sorumluluğu birbirinden ayıran özellikleri açıklayacak olursak ; ilk olarak yapı veya yapı eserinden doğan sorumlulukta bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu yanında sadece bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlarda intifa ve oturma hakkı sahibi de sorumludur. Taşınmaz malikinin sorumluluğunda ise Türk Medeni Kanunu’nun 730. maddesinde sorumlu kişi sadece maliktir. Fakat doktrinde malik kavramı geniş yorumlanmakta ve sınırlı aynî hak sahipleri de bu kavram içinde değerlendirilmektedir29. 

25 Baş, s. 54.
26 Oğuzman, M. Kemal/Seliçi, Özer/Oktay-Özdemir, Saibe: Eşya Hukuku, 20. Baskı, Filiz Kitapevi, İstanbul 2017, s. 591.
27 Eren, s. 665.
28 Yapı veya bina malikinin sorumluluğu her zaman taşımaz eşyaya ilişkin olmasa da kapsamın bir bölümü buna ilişkindir. Baş, 59.
29 Antalya, s. 308.

 

İkinci bir fark ise; yapı eserinin taşınmaz olması şart değildir30. Yapı malikinin sorumluluğunu düzenleyen kanun koyucu ‘‘ bina ve diğer yapı eserlerinden’’ olarak sınırlamıştır. Oysa taşınmaz malikinin sorumluluğunda taşınmazın niteliği önem taşımamaktadır. Her türlü taşınmazın taşkın kullanımı taşınmaz malikinin sorumluluğunu oluşturacaktır. Örneğin; üzerinde herhangi bir yapı eseri inşa edilmemiş tarlada yapılan ilaç çalışmasının yan komşunun bitkilerine zarar vermesi taşınmaz malikinin sorumluluğunu meydana getirirken tarlanın üzerinde inşa edilmiş yapı eserinin yapım bozukluğu ya da bakım eksikliği sonucunda yan komşunun bitkileri zarar görürse yapı malikinin sorumluluğu söz konusu olacaktır31. 

Diğer bir fark ise ; yapı malikinin sorumluluğu bina veya yapı eserlerinin yapı bozukluğundan ya da bakım eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Taşınmaz malikinin sorumluluğunda ise taşınmaz malikinin taşınmazını yasaya aykırı ve taşkın bir şekilde kullanılmasından kaynaklanmaktadır32. Diğer bir ifadeyle, taşınmaz malikinin sorumluluğunun doğması için mülkiyetten kaynaklanan yetkilerin aşılması gerekmektedir33. Ayrıca TMK m. 730 gereğince sorumluluğun doğması için taşınmazın kullanılıyor olması şarttır fakat yapı malikinin sorumluluğunda ise bina veya yapının kullanımı aranmamaktadır. Tüm bu nedenlerle TMK m.730’dan sorumlu olabilmek için aktif, TBK m. 69’ dan sorumluluk için pasif olarak zarara sebep olunması yeterlidir 34.

 

 

II. TÜRK BORÇLAR KANUNUN 69. MADDESİ’NİN UYGULANMA KOŞULLARI 

A. Sorumluluğun Genel Koşulları 1. Hukuka Aykırı Fiil 

Zararlı sonucun hukuka aykırı olması gerekmektedir . Şeye veya kişiye verilen zararlarda, bu durum gerçekleşmiş sayılır35. 

2. Zarar

 Aşağıda yapı eseri kavramına nelerin gireceği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. 

 

Bkz. Bölüm III / B / 1 / a. 31 Kılıçoğlu, s. 373.
32 Kılıçoğlu, s. 373.
33 Antalya, s. 308. 

34 Baş, s. 61. 35 Eren, s. 646.

 

Zarar; bir kimsenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalmadır. Malvarlığının zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durumla fiil sonucunda aldığı durum arasındaki fark, zararı oluşturur36. Zarar, kişiye veya şeye ilişkin olarak maddi veya vücut bütünlüğünün ihlalinden veya ölümden doğan manevî bir zarar da olabilir. 

Yapı malikinin sorumluluğunun doğabilmesi için zarar bir binanın veya diğer bir yapının yapılışındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten veya her ikisinden ileri gelmiş olmalıdır37. 

Yapı malikinin sorumluluğu için TBK m. 69’da öngörülen sorumluluk olgularının gerçekleşmesi halinde zarar gören herkes dava açma hakkına sahiptir38. Zarar gören uğradığı zararı ispat etmek ile yükümlüdür.

 

 

3. Hukuka Uygun İlliyet Bağı 

Yapı malikinin sorumluluğunun oluşması için diğer bir koşul nedensellik bağının bulunmasıdır. Nedensellik bağının bina veya diğer yapıda bir yapılış bozukluğu veya bakım eksikliğinin zarara yol açması halinde oluştuğunu söylebiliriz39. Mağdurun binanın veya diğer bir yapının yapımındaki bozukluğun veya bakım eksikliğinin ispatı etmesi fazlasıyla zordur. Hayatın olağan akışına uygun bir nedenselliği ayrıca ispat edilmesi gerekmemektedir. Bu nedenle hakim, somut olayda hayatın normal akışına uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmaktadır. Aksi halin ispatı davalı tarafa düşmektedir. 

Eğer ki zarar, illiyet bağını kesecek yoğunluktaki mücbir sebepten, zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusuru sonunda meydana gelmişse , yapı eserindeki bozukluk veya noksanlık, zararın sebebi olamayacağından, malik sorumlu olmaz40. Örneğin; üçüncü bir kişi tarafından gizlice yapılan kanalizasyon inşaatı sırasında havagazı boruları kırılmış ve sızan gaz sonucunda bir şahsın ölümüne neden olması halinde bu durumda meydana gelen zarardan havagazı şirketi TBK m.69’ a dayanarak sorumlu tutulamaz41.

 

Yargıtay 3. HD 12.12.2013 tarihli 2013/15094 Esaslı Numaralı, 2013/17783 Karar Numaralı kararında‘‘ Yapı veya bakım noksanı ile zarar arasında nedensellik bağı üçüncü kişinin kusuru ile kesilmiş olursa, malik meydana gelen zarardan sorumlu tutulamaz. Dava konusu zararın meydana gelmesine sebep olan patlamaların, terör eylemi neticesinde meydana geldiği anlaşılmakla nedensellik bağının kesilmesi sebebiyle davalı BOTAŞ’ın oluşan zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü cihetine gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.’’ görüleceği üzere üçüncü kişinin kusuru ile nedensellik bağı kesilmiştir.

36 Eren, s. 37 vd.
37 Nomer, s. 146.
38 Antalya, s. 309.
39 Nomer, s. 146; İnan/Yücel, s. 428. 40 Narter, s. 205. 

41 Kılıçoğlu, s. 366.

 

B. Sorumluluğun Özel Koşulları
1. Bina ve Diğer Yapı Eserinin Bulunması 

Türk Borçlar Kanun’un 69. maddesinde ‘‘Bir binanın veya diğer yapı eserleri’’ olarak ifade edilmiştir. İlk olarak bina kavramı dikkat çekmektedir. Doktrin bina kavramını; barınma, korunma42 veya diğer ihtiyaçlarını karşılama amacıyla insan tarafından yapılmış etrafı ve üstü az veya çok kapalı, araziye bağlı, inşa eseri olarak tanımlamıştır43. Apartman, ev, garaj, ahır, samanlık, depo, gösteri salonu, spor salonu vb. bina kavramına girer44 . 

Yapı eseri; bina kavramına girmeyen, toprağın altında veya üstünde, sürekli veya geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan kurulmuş, dikilmiş,takılmış, döşenmiş eklenmiş tüm nesnelere denir45 . Örneğin; köprüler46, yollar, barajlar, setler, elektrik direkleri, tramvay ve demiryolu rayları vb. kavramlar yapı olarak nitelendirilebilir. 

Yapı eserinin üç unsuru bulunmaktadır. 

a) Sabit ve Toprağa Bağlı Olması

Yapı eserinin sabit olması, toprağa doğrudan ya da dolaylı olarak bağlı bulunması gerekir. Toprağa bağlı olmayan otomobil, tekerlekli klübe yapı kavramına girmez. Arazi ile yapının bağlatısının geçici bir süre ile sabit olması yeterlidir. Örneğin; geçici olarak kurulan sirk cadırı, inşaat şantiye barakaları, inşaat iskeleleri, klübe47, çardak48 geçici süreli olarak toprağa bağlı bulunduğundan yapı kavramı olarak nitelendirilebilir49.

Yapının bütünleyici parçaları da bina veya diğer yapı kavramı içinde yer alır. Bu duruma örnek olarak bir binanın asansör, elektrik tesisatı ve kiremitlerini verebiliriz50.

42 Kılıçoğlu, s. 360.
43 Oğuzman/Öz, s. 177; Antalya, s. 326; Nomer, s. 145; Uygur, Turgut, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2013, s. 513; İnan/ Yücel, s.426.
44 Nomer, s. 145; İnan/Yücel, s. 426.
45 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 518; Eren, s. 203; Koç, s. 57; Uygur, s. 514.
46 Uygur, Turgut, s. 514.

 

Henüz tamamlanmamış, inşaat aşamasında olan yapıların bina kavramına dahil edilip edilmeyeceği tartışmalı husustur. Bir görüş ; yeni yapılan, yenilenen, tadilat gören yapılarında bina kavramına dahil edilebileceği yönündedir. Aksini savunan bizimde katıldığımız hakim görüşe göre ise yapı malikinin sorumluluğunun doğabilmesi için binanın tamamlanması ve tahsis amacına uygun olarak kullanılmaya başlaması gerekmektedir51. Eğer bir yapı yeni olarak yapılıyor, yeniden inşa ediliyor yahut tadilat görüyorsa yapı niteliği gereği tamamlanmadığından, Türk Borçlar Kanunu m.69 hükümlerinden sorumlu tutulamaz52. Binanın inşa ve tamir halinde bulunmasına bağlı olarak bir takım zararlar ortaya çıkarsa inşaatı yapan veya tamiratı yapan kişi haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacaktır53. Örneğin yapımına yeni başlanmış bir binaya cam takılmadan taşıma aşamasında üçüncü kişiye bir zarar verildiği durumda bu durumda kişi haksız fiil hükümlerine dayanarak yüklenici yani müteahhitten zararının karşılanmasını talep edebilir.

Tüm bu durumlar değerlendirildiğinde TBK m. 69 kapsamına inşaatı tamamlanmış bina ve yapılar girmektedir. Çünkü inşaat aşamasında bulunanları bina veya yapı eseri olarak tanımlayamayız, bunlara bina ve yapı inşaatı denilebilir. Bina ve yapı inşaatı zararı ortaya çıkan durumlarda TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu söz konusu olacaktır. Fakat inşaat aşamasında bulunan bina ve yapı kullanılmaya başlamışsa, inşaat ve bozukluklarından veya bakım eksikliklerinden doğan zararın tazmini için TBK m. 69 hükümleri uygulanacaktır. Zira bu durumda bina işlevi gören bir inşaat olduğu tereddütsüzdür. 

47 Antalya, s. 329.
48 Antalya, s. 329.
49 Oğuzman/Öz, s. 178.
50 Oğuzman /Seliçi/ Oktay-Özdemir, s. 286. 51 Antalya, s. 326.
52 Antalya, s. 326.
53 Antalya, s. 326.

 

b) İnsan Tarafından Yapılmış Olması 

İnsan tarafından yapılan, inşa niteliği bulunan bina ve yapı eserleri TBK m. 69’un uygulama alanına dahildir54. 

Bu unsur kendiliğinden oluşan kayalar, mağaralar, ağaç kovukları, insanlar tarafından kullanılsa bile bina veya diğer yapı kavramına giremezler bu nedenle TBK m. 69 uygulanmaz. 

Fakat insan tarafından yapılan eserler örneğin dağda açılan tünel, barajlar, restore edilerek izlenmeye çalışılan mağaralar, kayak pistleri yapı kavramına girer55.

 

2. Yapı Maliki, İntifa ya da Oturma Hakkı Sahibi Bulunması 

Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi gereğince; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden dolayı oluşan zararlardan malik sorumludur56. Malikin kim olduğu eşya hukuku normlarına göre belirlenir57. Bina veya diğer yapılarda mülkiyet hakkına sahip olan kişi, oluşan zararlardan sorumludur. Yapı malikinin hem yapım bozukluğundan hem de bakım eksikliklerinden sorumlu olmasının nedeni malik yapıdaki bozukluğu fark edip yeniden yıkıp yapma hakkına sahiptir. Kanun koyucunun yapılardan kaynaklanan zararlardan dolayı maliki sorumlu tutmasının nedeni, maliki yapılardan yararlanan kişi olarak görmesinden kaynaklanmaktadır58. 

Arazinin bütünleyici parçası59 olan binalar veya diğer yapıların maliki arazininde malikidir. Bu nedenle malik olarak kimin sorumlu olabileceğinin tespiti gerekmektedir. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 69.maddesine göre; bina malikinin zarardan sorumlu olması için, binaya veya diğer bir esere doğrudan doğruya zilyed olması gerekmez60. Bina başkasına kiralanmış olsa dahi, yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki noksanlıktan doğan zarardan binanın maliki sorumludur. Bina veya yapıyı yeni satın alan/ başka bir hukuki işlem sonucunda devralan yeni malik, eski malik döneminde oluşan yapı bozuklukları veya bakım eksikliklerinden zarar yeni malik döneminde meydana gelmiş ise yeni malik sorumlu olacaktır61. Yani zarardan sorumlu olan kimse binanın veya diğer bir yapı eserinin olay tarihindeki malikidir62.

54 İnan/Yücel, s. 427.
55 Oğuzman/Öz, s. 178; Eren, s. 211. 

56 Antalya, s. 313.
57 Koç, s.56; Eren, s. 669.
58 Antalya, s. 313.
59 Bütünleyici parça kavramı için bkz . Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, s. 284. 60 İnan/Yücel, s. 425.

Bina veya diğer yapı eserinin sahibi birden fazla kişiden oluşabilir63.

Bina ve yapı eseri elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi ise ortaklar müteselsilen sorumlu olacaktır64.
Paylı mülkiyet halinde ise doktrindeki azınlık görüşe göre65; paydaşlar payları oranında sorumludur. Hakim görüşe göre ise; paydaşlar müteselsilen sorumludur66. Bizde hakim görüşe katılmaktayız. Çünkü; buradaki önemli olan husus paydaşların yapı üzerinde malik olunmasıdır. Tüm malikler yapıdan faydalandığı için zarardan müteselsilen sorumludur67. 

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 16. maddesi gereğince maliklerin kendilerine ait bölümlerde meydana gelen yapım bozukluğu ve bakım eksikliğinden tek başına, ortak yerlerde (örneğin; asansör veya dış kolonlar) belirtilen nedenlerden dolayı meydana gelen zararlardan dolayı ise payları oranına göre sorumludur68 69. 

Yargıtay70; bu konu ile ilgili olarak; zarara sebebiyet veren bacanın apartmanın ortak kullanımında olmayıp bir dairenin kullanımı için yaptırılmış olması halinde diğer daire sahipleri zarardan sorumlu olmadığı yönünde karar vermiştir. 

Yapı eserinin mülkiyeti, inançlı temlik yoluyla başkasına devredilmişse, sorumlu, inanılan kimse , yani mülkiyet kendisine inançlı işlem ile devredilen kişidir71 

Taşkın inşaatta veya başkasının arsası üzerine yapılan haksız inşaatta, yapı maliki, taşkın inşaat veya haksız inşaat sahibi sayılmalıdır72. 

61 Oğuzman/ Öz, s. 178; Antalya, s. 313. 62 Nomer, s. 147; Antalya, s. 313. 

63 Uygur, s. 515.
64 Antalya, s. 313; Nomer, s. 147; Baş, 140; Narter, s. 206; Uygur, s. 515; İnan/Yücel, s. 426.
65 Narter, s. 206; Antalya, s. 313; Uygur, s. 515; İnan/Yücel, s. 426.
66 Eren, 669; Antalya s. 313.
67 Eren, s. 669; Reisoğlu, Safa : Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 23. Bası, Beta, İstanbul 2012, s. 192; Antalya, s. 313; Karanfil, s. 79.
68 Antalya, s. 314; Nomer, s.147; Reisoğlu, s. 192; Uygur, s. 515.
69 Yargıtay 17. H.D 31.01.2008, 2007/3175 Esas, 2008/ 413 Karar , 31.01.2008 tarihli kararında ‘‘ 

Reisoğlu , s. 

193; Antalya, s. 314; Uygur, s. 515.
70 Yarg. 17. HD. 16.09.2008, 2008/2332 E., 2008/4087 K. (www.sinerjimevzuat.com.tr , E.T: 10.11.2018). 

71 Eren, s. 669.
72 Antalya, s. 314; Eren, s. 670.

Olay tarihi  itibariyle ilgili taşınmazda pay sahibi olan davalılar Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre ortak yer sayılan binanın dış kolonlarındaki bakım eksikliğinden kaynaklanan ve sigortalı araçta meydana gelen zarardanpayları

oranında sorumlu oldukları’’ neticesine varmıştır. (www.sinerjimevzuat.com.tr, E.T: 02.11.2018);

 

Kamu kurum ve kuruluşlarının özel ve kamu mülkiyetinde bulunan yapı eserlerinin yapım ve bakım bozukluk ve eksikliğinin sebep olduğu zarardan sorumluluk, sözü geçen tüzel kişiye aittir73. Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin özel mülkiyetinde bulunan yapıların bozuklukları ve noksanlıklarından doğan zararlardan TBK m. 69’a göre sorumludurlar74. Eren’e göre; hizmet mallarında (okul, üniversite, hastane binaları vb. gibi) toplumun ortak kullamına açık eserleri, idarenin bir işlemi sonucunda yapıldığından, bunlardaki yapım ve bakım bozuklukları ve noksanlıklarının sebep oldukları destek kaybı ve bedensel zarar dışındaki zararlardan doğan tazminat talepleri, tam yargı davası niteliğindedir 75. Antalya’nın bu konudaki görüşü ise yapının kamu niteliğine bakılmaksızın yapıdan meydana gelen yapım bozukluğu ve bakım eksikliği nedeniyle meydana gelen zararın tazmini TBK m.69 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine yöneliktir 76. Şahsi kanaatim bir kusursuz sorumluluk türü olan yapı malikinin sorumluluğunun düzenlendiği TBK m. 69’da kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin herhangi bir istisna getirilmediğinden ayrım yapılmasının doğru olmayacağı yönündedir. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinin 2. fıkrasına göre; bina veya yapı üzerinde intifa veya oturma hakkı varsa hak sahibi sadece yapının bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, zarar görene karşı malikle birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır77. Bina veya yapı üzerinde bulunan yapımdaki bozukluklardan intifa veya oturma hakkı sahibi sorumlu değildir78. Kanun koyucunun intifa, oturma hakkı sahibini sadece bakım eksikliklerinden sorumlu tutmasının temelinde yatan düşünce hak sahipleri kullanma ve yararlanma hakkında sahiptir. Yapıdaki bozukluğu fark edip, bina veya yapıyı yıkma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki sadece bakım eksikliklerinden sorumludur. 

İntifa veya oturma hakkı süresi içinde çürüyen saçakların onarımı yaptırılmadığı için düşerek birine zarar verirse, intifa hakkı veya oturma hakkı sahibi ile malik müteselsilen sorumlu olacaktır79. 

Oğuzman/ Öz’ e göre bina veya diğer bir yapıya arsa malikinden başka bir şahıs üst hakkı sahibi de sorumlu olabilir. Bu görüşün gerekçesi olarak Türk Medeni Kanunu’nun 726. maddesi’nin ‘‘Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur. ’’ hükmüne dayanmaktadır. Kanun koyucu üst hakkına tabi olan yapıların mülkiyetinin arazi malikine değil, üst hakkı sahibine ait olacağını belirtmiştir. Böylece, üst hakkına tabi yapının üst hakkı süresi boyunca arazi sahibinin mülkiyetinde olmadığından hareketle , bu süre boyunca arazi malikinin bu yapıdan malik sıfatıyla sorumlu olmayacağı sonucuna varılmaktadır. Üst hakkı sahibinin hatta hem yapım bozukluklarından hemde bakım eksikliklerinden kaynaklanan durumlarda sorumlu olacaktır80. Oğuzman’ın bu görüşüne biz de katılmaktayız. Üst hakkı sahibinin de tıpkı malik gibi bina veya yapının yapım bozukluğu olması durumunda yıkıp tekrardan yapma hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunun da açıkça mülkiyetin üst hakkı sahibine ait olduğu belirtildiğinden, TBK m. 69’da açıkça yazılmaması dolayısıyla sorumluluktan kurtulması adil olmayacaktır.

73 Eren, s. 670; Antalya, s. 314. 74 Eren, s. 670.
75 Eren, s. 670.
76 Antalya, s. 315. 

77 İntifa hakkı taşınmaz ve taşınırlar üzerinde kurulurken oturma hakkı sadece konutlarda kurulabilir. Kılıçoğlu, s. 361; Narter, s. 206; Antalya s. 316.
78 İnşasında eksik malzeme kullanıldığı için çöken yapının sebep olduğu zarardan malik sorumludur.
79 Oğuzman/Öz, s. 184.

 

Yine TMK m. 727 hükmü gereğince, mecra irtifakının konusu olan yapıların maliki arazi maliki değil, mecra hakkı sahibi olacağından, bu yapılardan kaynaklanan zararlar açısından arazi maliki yerine, mecra hakkı sahibi, yapı maliki sıfatıyla verilen zarardan sorumlu olacaktır81. 

 

3. Zarara Yapım Bozukluğu veya Bakım Eksikliği Sebep Olması 

Kanun koyucu açıkça yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zarardan söz etmiştir. Buradaki bozukluk veya eksikliğin nedeni beklenmeyen hallere veya üçüncü kişinin fiiline dayansa bile malik sorumlu olur. 

Bu ifadeyle, bina ve inşa eseri sahibinin sorumluluğunun iki halde halde ortaya çıkabileceği anlatılmak istenmiştir. 

 

a) Yapım Bozukluğu 

Bina veya yapı eseri, yapımı izne tâbi olduğu halde bu izin alınmadan ya da izin alınmasına rağmen, iznin amaç ve kapsamına aykırı olarak yapılmışsa ; izin verildikten sonra yapı değiştirilmişse; ayıplı ya da bozuk yapılmışsa yapım bozukluğu unsuru gerçekleşmiştir82. Bu duruma örnek olarak; kaçak yapılar, kaçak olarak yapıda değişiklikler, ilâveler, mühürlendiği halde kullanıma açılma yapım bozukluğunu oluşturur.

Yapı bozukluğuna örnek olarak bir yüzme havuzunun yeterince derin olmaması sebebiyle bir kişinin yaralanması verilebilir83.

80 Oğuzman/Öz, s. 184; Antalya , s. 316. 81 Antalya, s. 317.
82 Kılıçoğlu, s. 365.

 

b) Bakım Eksikliği 

Bina veya inşa eseri sahibi sadece binayı sağlam ve uygun yapmakla sorumluluktan kurtulmaz. Yapılar zamanla eskimekte ve bu durumda üçüncü kişiler için zarar tehlikesi oluşturmaktadır. Zamanla bakımı yapılmayan bina veya yapı eserlerinde betonların, ahşapların, demirlerin, diğer metal aksamlarının güç kaybetmesi ve dış etkilere karşı dayanıklıklarını yitirmeleri söz konusu olur. Sonuç olarak, bina veya yapı eseri maliki, intifa ve oturma hakkı sahibi bu yapıları devamlı olarak denetim altında tutmak, eskiyen parçaları değiştirmek, yenileriyle güçlendirmek zorundadır. Örneğin; asansör devamlı olarak kullanıldığından eskidikçe tehlike oluşturur. Bu nedenle, asansör bakımı düzenli aralıklar ile bundan anlayan uzman kişi veya firmalara yaptırılmaldır. Bir diğer örnek ise, şehirlerarası yolculuklarda yol kenarında birçok reklam levhaları görmekteyiz. Bu levhalar da zaman içinde tehlikeli hale gelebilmektedir. Firmalar bu levhaları dikmekle yetinmeyerek, zaman içinde bunları kontrol etmek zorundadır. Aksi halde yağmur, kar, dolu, fırtına nedeniyle bunların zaman içinde tutunma güçlerini kaybederek şiddetli bir rüzgârın etkisiyle başkalarına zarar vermesi muhtemel hale gelecektir. Yapı maliki ve intifa ve oturma hakkı sahipleri bu olasılıkları düşünerek düzenli olarak bakımlarını yapmakla yükümlüdür. Yargıtay bu durumla ilgili olarak bir kararında binanın çatısındaki karların temizlenmemesi sonucunda aşağıya düşecek hale gelmesi bakım noksanı olarak sayılmıştır84.

 

III. SORUMLULUĞUN HÜKÜM VE SONUÇLARI A. Tehlikeyi bertaraf etme yükümlülüğü 

Türk Borçlar Kanunu’nun 70. maddesi gereğince ‘‘Bir başkasına ait bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını hak sahiplerinden isteyebilir.’ ’ 

83 Oğuzman/Öz, s. 175. 84 Uygur, s. 176.

Bir bina veya diğer yapı herhangi bir zarara yol açamamış olmakla birlikte zarar tehlikesi bulunduruyorsa yahut daha önceden tazminata yol açmış bir olgu zarar tehlikesi yaratmaya devam ediyorsa, bu tehlikeyle karşılan herkes (yolu kullanan, bir iş için binaya girip çıkan), bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını sorumlu hak sahiplerinden talep edebilir85.

Türk Borçlar Kanunu’nun 70. maddesinin uygulanması için bina veya yapının yapımındaki bozukluk veya eksiklikten ileri gelmesi dışında dış etkilerle bir tehlike olması halinde de TBK m.70 hükmüne dayanılabilir. Örneğin; toprak kayması sebebiyle bir yapının yıkılma ihtimalinin yarattığın tehlikede TBK m.70 hükmü uygulanır86. 

Bina veya diğer yapı eserinin zarar tehlikesiyle karşılaşan kişi malike önlemlerin alınması için başvurduysa ve malik önlem almaktan kaçınmış ise bu durumda borca aykırılık bir davranış söz konusu olacaktır87. Bu durumda borca aykırılığın hüküm ve sonuçları uygulanacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesinden görüleceği üzere tehlike ile karşılaşan kişi tedbirleri malik hesabına kendisi tarafından alınmasına izin verilmesini hakimden talep etme hakkına sahiptir88.

 

B. Tazminat Davası 

Bina ve diğer yapı eseri maliklerinin sorumluluğunun doğması için gereken şartların gerçekleşmesi halinde89 Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinde öngördüğü ilk hukuki sonuç zararı giderme yükümlülüğüdür. Bu sonuç, bahsi geçen maddenin kenar başlığındaki ‘‘a. Giderim yükümlülüğü’’ ifadesinden çıkarılmaktadır. Uygulama açısından zararın hesaplanmasında hangi anın esas alınacağı önemli bir husustur. YHGK hüküm tarihine en yakın gündeki zararın hesaplanarak dikkate alınarak, zararın nakden ödenmesi gerektiği yönünde hüküm kurmuştur90.

 

1. Davacı 

Türk Borçlar Kanunu 69. maddesi gereğince her zarar gören tazminat alacaklısı olabilir. Zarar gören kişiden anlaşılması gereken eksik bir yapı eseriyle temas haline giren ve bir zarara uğrayan herkes olabileceği yönündedir. Bu nedenle zarar görenin bir komşu, kiracı veya sadece

yapı eserinin bulunduğu yerden gelip geçen bir kimse olmasının önemi yoktur91. Yani kanun koyucu davacı olabilmek için herhangi bir kısıtlama getirmemiştir92.

85 Nomer, s. 146; İnan/Yücel, s. 429. 

86 Oğuzman/Öz, s.183. 

87 Kılıçoğlu, s. 367.
88 Narter, s. 207.
89 Bkz. Yuk. Üçüncü Bölüm, A ve B başlığı altındaki açıklamalarımız göz önünde tutulmalıdır.
90 YHGK, 17.05.2000, 2000/9-889E. , 2000/904K. (www.sinerjimevzuat.com , E.T: 13.11.2018).

 

2. Davalı 

Tazminat davasında sorumlu tutulacak davalı, yapı maliki olacaktır. Malik, gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir93. Yapı malikinin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olduğundan malikin ayırt etme gücüne sahip olmaması zarardan sorumlu tutulmasını engellemez94. 

İntifa ve oturma hakkı sahipleri de TBK gereğince davalı sıfatına haiz olabilecektir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri özel hukuk hükümlerine göre maliki bulundukları bina ve diğer yapıların inşaat bozukluğu ve bakım eksikliklerinden sorumlu olacaktır. Tazminat davasına bakmaya adliye mahkemeleri yetkilidir.

 

3. İspat Yükümlülüğü 

Binanın veya diğer yapı eserlerinin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki noksanlık nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden ve tazminat talebinde bulunan davacı iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Davacı hem yapı bozuklukluğu veya bakım eksikliğini hem de bunlardan dolayı uğradığı zarar arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamalıdır95. Fakat yapı bozukluğu veya bakım eksikliğinin ispatı oldukça zordur. Örneğin; yapının tamamen tahrip olması halinde yapı bozukluğunun ispatı oldukça zordur. Bu gibi bir durumda nedensellik bağının ispat edilmesi yeterlidir96 97. 

91 Koç, s. 83.
92 Koç, s. 82R08;83; Naimi, s. 54R08;55.
93 Yarg. 3. HD. 16.3.2016, K. 2016/3998 ve E. 2015/7031 kararında“Ancak; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 69.maddesinde; Bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (818 s. yasa 58.m). Burada, yasa koyucu bozuk yapılan bir yapı eserinden zarar görenleri, mümkün olduğu kadar basit ve dolaysız bir tazmin imkânı sağlayarak, onları korumaktadır. Bu anlamda sorumlu olabilecek malik, gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olabileceği gibi, kamu hukuku tüzel kişisi de olabilir” belirtilmiştir. (www.kazanci.com, E.T : 04.11.2018).
94 Reisoğlu, s. 191; Naimi, s. 56; Karanfil, s. 92.
95 Kılıçoğlu, s. 366.
96 Naimi, s. 68.
97 Yukarıda nedensellik bağına ilişkin olarak ayrıntılı olarak açıklama yapılmıştır. Bkz. Bölüm III / A / 2.

 

 

4. Tazminatın Hesaplanması 

Yapı malikinin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olması nedeniyle, malikin kusursuzluğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulması mümkün olmadığı gibi kusurun derecesi de tazminatın belirlenmesinde önem taşımaz98. Bina malikinin kusuru ile zarar meydana geldiyse, tazminatın indirilmesi gereken sebepler olsa dahi munzam kusur indirime engel olur. Aynı zamanda zarardan sorumlu başka kişiler de varsa fazla kusur rücûda da rol oynar99. 

Hakim, tazminatı belirlerken durumun gereğinin (TBK m.51), mağdurun birlikte kusurunun (TBK m. 52/ f. 1), tazminatın davalıyı yoksulluğa düşürecek olmasının (TBK m. 52/f. 2) dair esasları, hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. 

98 Oğuzman, s. 181; Koç, s. 84. 99 Oğuzman, s. 181.

 

5. Zamanaşımı 

Bina veya diğer yapı malikinin sorumluluğu Türk Borçlar Kanunun da haksız fiil hükümleri arasında düzenlenmesi sebebiyle haksız fiiller için öngörülen zamanaşımı süreleri uygulanmaktadır100. 

Bina veya yapı eserinin verdiği zararlardan doğan talepler iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir. Bina veya diğer yapı malikine karşı tazminat talebinin ileri sürülmesi için zararın ve zarar veren bina veya diğer yapı malikinin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır 101 102. Zararın meydana gelmesinden itibaren itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir103. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi gereğince; yapı malikinin tazminat sorumluluğuyla birlikte ceza hukuku hükümlerine göre de sorumluluğu bulunmaktaysa ceza hukukunda öngörülen zamanaşımı süresi daha uzun ise uzun olan zamanaşımı süresi esas alınacaktır104.

 

C. Sorumlulukların Yarışması 

Sorumlulukların yarışması, oluşan zararlardan dolayı malikin farklı hukuki sebeplere dayanılarak sorumlu tutulması halidir105. Zarar gören kişinin yapı malikini sorumlu tutulabilmesi için hukuki sebebin belirlenmesi noktasında seçimlik hakkının var olup olmadığı hususunda doktrinde görüş ayrılıkları bulunmaktadır106. 

Türk Borçlar Kanunu m. 60’a göre “Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir”. Bu nedenle hakim, ileri sürülen vakıalara göre en elverişli olan hükmü107 uygulamalıdır108.

100 Naimi, s. 69R08;70.
101 Oğuzman/Öz, s. 181; Baş, s. 159-160; Karanfil, s. 100.
102 Yarg. 4. HD. 25.5.2016, E. 2016/3818 ve K. 2016/6946 (www.kazanci.com, E.T: 04.11.2018).
103 Bilmen, s. 133; Koç, s. 131-132 ; Karanfil, s. 101.
104 Baş, s. 160; Koç, s. 133; Bilmen, s. 133; Karanfil, s. 101.
105 Karanfil, s. 102.
106 Naimi, s. 70; Karanfil, s. 102.
107 En iyi giderim sağlayan sorumluluk belirlenirken hakim; tazminat yönünden, zamanaşımı süresi ve ispat yükü gibi pek çok durumu inceleyerek karar vermektedir.

 

1. Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk ile Haksız Fiil Sorumluluğunun Yarışması 

Yapı malikinin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olduğundan bahsetmiştik bunun yanında yapı malikinin ayrıca kusuru varsa malikin haksız fiil sorumluluğu da doğacaktır109. Bu durumda hukuki sebebin belirlenmesi konusunda doktrinde görüş ayrılıkları bulunmaktadır. 

Baskın görüşe göre; zarar görenin bu durumda seçimlik hakkı bulunmaktadır110. Zarar gören, zarara uğradığının ve malikin kusurunu ispatlaması halinde haksız fiil hükümlerine dayanabilir. Yapının yapımındaki bozukluk veya bakım eksikliğini de ispat ederek yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine de başvurabilir. 

Bizimde katıldığımız azınlık görüşe göre ise ; TBK m. 49 genel hüküm niteliğinde, TBK m. 69 ise özel hüküm niteliğindedir111. Bu nedenle zarar gören haksız fiil hükümlerine dayanarak dava açsa dahi bu durum hakim tarafından re’sen gözetilerek yapı malikinin sorumluluğuna ilişkin olan TBK m. 69 uygulanmalıdır112. Bu gibi durumlarda yapı malikinin ek bir kusuru olması sebebiyle tazminatta indirim yapılmaması gerektiğini savunmaktadırlar113. Ayrıca malikin kusuru rücû bakımından da önem taşımaktadır, çünkü malikin kusuru rücû imkanını ortadan kaldırmaktadır114.

 

2. Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk ile Diğer Bazı Kusursuz Sorumluluk Hallerinin Yarışması 

Doktrinde bu konuda fikir birliği bulunmaktadır. Şöyle ki; adam çalıştıranın sorumluluğu115 (TBK m. 66), hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK m. 67), yapı malikinin sorumluluğu 

108 Baş, s. 161; Karanfil, s. 102; Yarg. 2. HD. 14.5.2014, K. 2014/11205 ve E. 2013/26863; Yarg. 2. HD. 1.6.2016, K. 2016/10838 ve E. 2015/18543; Yarg. 2. HD. 1.6.2016, K. 2016/10838 ve E. 2015/18543 (www.kazanci.com, E.T: 10.11.2018).
109 Naimi, s. 70; Karanfil, s. 102. 

110 Koç, s. 99; Naimi, s. 71; Karanfil, s. 103-104. 111 Eren, s. 666.
112 Eren, s. 666.
113 Baş, s. 163; Eren, s. 666. 

114 Kılıçoğlu, s. 367.
115 Yarg. 11. HD, 10.2.2004, 2003/6462 E., 2004/1070 K. (www.sinerjimevzuat.com.tr, E.T: 10.11.2018) Karara konu olan olayda; TBK m. 66 ile 69’ dan sorumlulukların yarışması söz konusudur. Kararda binada yapılan temizlik sırasında düşen tuğla nedeniyle oluştuğundan bina maliki zarardan sorumlu olduğu gibi,adam çalıştıran da sorumludur.

(TBK m. 69) ve ev başkanının Sorumluluğu116 (TMK m. 369) özel hükümlerdir. Bu nedenle yukarıda anılan sorumluluk sebeplerinin, aynı olayda oluştuğu durumlarda; zarar gören dilediği hükme başvurabilecektir. Eğer zarar gören tercih yapmaz ise; TBK md. 60 kapsamında da hâkim, zarar gören için en uygun olan sorumluluk sebebini somut olaya uygulamaktadır117.

 

3. Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk İle Taşınmaz Maliki Sorumluluğunun Yarışması 

Taşınmaz malikinin sorumluluğu ile yapı malikinin sorumluluğu aynı olay çerçevesinde meydana gelmesi durumunda zarar görenin seçimlik hakkı bulunmaktadır118. Örneğin; bir asansörün bakımsızlık nedeniyle çok gürültülü çalışması durumunda sorumlulukların yarıştığı kabul edilerek hem TBK m. 69, hem de TMK m. 730 başvurulabilir119. Bu durumda zarar gören TMK m. 730’a dayanarak dava açtığı durumda taşınmazın taşkın veya yasaya aykırı bir şekilde kullanıldığı ispat etmelidir. Eğer TBK m. 69’a dayanarak dava açacak ise bina veya yapı eserinin yapım bozukluğunu veya bakım eksikliğini ispat etmesi gerekmektedir.

 

4. Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk İle Sözleşmeden Doğan Sorumluluğun Yarışması 

Bina veya yapı eserinin yapım bozukluğu ya da bakım eksikliği nedeniyle zarar gören kişinin, aynı zamanda yapı malikiyle bir sözleşme ilişkisi içerisinde olduğu durumlarda da sorumluluğun yarışması söz konusu olacaktır. Örneğin, yapı malikinin yapıyı kiraya vermesi sonucunda kiracı ile malik arasında sözleşmesel ilişki bulunmaktadır. Kiracı bu durumda yapının bozukluğundan veya yapım eksikliğinden herhangi bir zarar uğraması sonucunda kira sözleşmesine aykırılıktan doğan sorumluluk (TBK m. 305-308) ile TBK m. 69’a dayanan sorumluluk hükümleri birbiriyle yarışmaktadır. Bu durumda da zarar görenin seçimlik hakkı olduğu doktrin tarafından kabul edilmiştir. 116 Karara konu olan somut olayda, çocuğun yaktığı ateş sonucu komşu zarar görmüştür. Burada, hem TBK m. 69 hem de TMK m. 369 temelli bir talep bulunmaktadır. Bu iki sorumluluğun yarışabileceğine biz de katılmaktayız. Ama somut olayda, çocuğun yangın çıkarmasında, herhangi bir bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluk olup olmadığı tespit edilememiştir. Bu hususlar değerlendirilmeden malikin bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluk gereği sorumlu tutulması yerinde değildir. YHGK, 28.10.1983, E. 4-3052/K. 1034 (www.kazanci.com, E.T: 10.11.2018).

117 Baş, s. 164; Naimi, s. 72; Koç, s. 99R08;100; Karanfil, s. 104. 118 Naimi, s. 73; Baş, s. 165R08;166.
119 Baş, s. 166.

Kanaatimizce bu konuda sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanılması zarar gören açısından daha avantajlı olacaktır. Sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre açılan davada ispat yükü davalı tarafta olacaktır. Zarar görenin ayrıca karşı tarafın kusurunu da ispat etme zorunluluğu yoktur. Zamanaşımı süreleri bakımından da sözleşme hükümlerine aykırılıkta zamanaşımı süresi 10 yıl iken yapı malikinin sorumluluğunda zamanaşımı süresi 2 yıldır120.

 

D. Makinin Rücû Hakkı 

Yapı malikinin rücû imkanını, müteselsil sorumlulukta iç ilişkiye ilişkin olarak TBK m.62121 uyarınca hakim belirler 122. 

TBK m. 69/f. 3 ‘‘Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.’’ denilerek rücû imkanı varsa bu durumu saklı tutmaktadır123. 

Bu hüküm TBK m. 62’ de düzenlenen rücû hakkından farklıdır. TBK m. 62 uyarınca malikin rücû edebileceği kişiler aynı zamanda zarar görene karşı da değişik hukuki sebeplerden veya ortak kusurdan dolayı sorumludur124. Fakat TBK m. 69/ f. 3’ e göre malikin rücû edebileceği kişiler ortaya çıkan zarardan dolayı sadece malikin kendisine karşı sorumludur125. 

Türk Borçlar Kanunun m. 69/f. 3’de bahsi geçen sorumlu olan diğer kişilerden kasıt sözleşme veya kanun uyarınca malike karşı binanın veya yapının yapılışındaki bozukluktan veya bakım eksikliğinden sorumlu olan kimselerdir126. Yaygın biçimde karşılaşılan bir örnek verecek olursak; yapı malikinin zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatı ayıba karşı tefekkül hükümlerine göre müteahhitten yani yükleniciden tazminat talep etmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır127. 

Zararı ödeyen malik, yapım bozukluğu ve bakım noksanlığı sebebiyle kendisine karşı sorumlu olan şahıslara, müteahhit, mimar ve mühendislere, binanın bakımını kendisine bıraktığı yardımcı kişilere, gerekli küçük tamiratı yapmakla ve diğerini malike bildirmekle yükümlü kiracıya128, binayı satın alan şahsa aralarındaki sözleşme uyarınca rücû etme hakkına sahiptir129. Malik, zarardan sorumlu tutulabileceği hallerde binanın zarara sebep olacak bir duruma gelmesini haksız fiiliyle etkileyen üçüncü şahsa da haksız fiil hükümlerine dayanarak başvurabilir130. Örneğin; asansörün parçalarına üçüncü bir kişi yetkisiz olarak müdahale etmiş veya sabotaj amacıyla bozmuşsa, doğan zarardan haksız fiil olarak sorumludur131. Zararı tazmin eden bina veya diğer yapı maliki bu kişiye rücû edebilecektir.

120 Baş, s. 167; Karanfil, s. 106.
121 Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.
122 Antalya, s. 335.
123 Uygur, s. 517; İnan/Yücel, s. 428.
124 Antalya, s. 335; Nomer, s. 148.
125 Antalya, s. 335.
126 Oğuzman/Öz, s. 181.
127 Bu konuda özellikle binaların maliklere tesliminden 10 yılı aşkın bir süre sonra çökmesi sonucunda yapı malikinin rücu talebine karşılık yüklenici zamanaşımı def’ini ileri sürmesi sorunu karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda zamanaşımı def’ini ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesi ile önlenmesi dışında bir çözüm mümkün olmadığı yönündeki görüş için Oğuzman/Öz, s. 182; Antalya, s. 335.

 

E. Yapı Denetim Kuruluşlarının Sorumluluğu 

Ülkemizde özellikle son yıllarda meydana gelen doğal afetlerin neden olduğu büyük zararlar nedeniyle yapı denetim kuruluşlarına sorumluluklar yükleyen kanunlar çıkarılmıştır. Günümüzde 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun yürürlüktedir. 

Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunda da yapı kavramına yapımı devam etmekte olan veya bitmiş yapılar dahildir. 

4708 sayılı YDHK’un m. 3/f. 2 hükmüne göre; ‘‘Yapı denetim kuruluşları öncelikle risk bazlı denetim yapar. Yapı denetim kuruluşları, denetçi mimar ve mühendisler, proje müellifleri, laboratuvar görevlileri ve yapı müteahhidi ile birlikte yapının ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ortaya çıkan yapı hasarından dolayı yapı sahibi ve ilgili idareye karşı, kusurları oranında sorumludurlar. Bu sorumluluğun süresi; yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren, yapının taşıyıcı sisteminden dolayı on beş yıl, taşıyıcı olmayan diğer kısımlarda ise iki yıldır.’’ 

Yapı denetim kuruluşlarının denetimden kaynaklanan sorumluluğu kanundan kaynaklanmaktadır132. Ancak, denetim için taraflar arasında yapılan sözleşme ilişkisinin tesis edilmesine bağlı kılınmıştır133. Yapı hizmeti denetimi, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında kurulan yapı denetimi hizmet sözleşmesine göre yürütülmektedir134. Yapı denetim sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen, karşılıklı ve rızaya dayalı sürekli bir edim borcu doğuran bir sözleşmedir135.

128 Antalya, s. 335.
129 Uygur, s. 518.
130 Kılıçoğlu, s. 367; Antalya, s. 335. 131 Kılıçoğlu, s. 367.
132 Antalya, s. 340.
133 Antalya, s. 340.
134 Antalya, s. 340.

 

Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun gereğince kuruluşların sorumlulukları kusur sorumluluğudur. Yapı hasarı fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırılıktan ileri gelebileceği gibi , yapının eksik, hatalı, kusurlu yapılmasından da kaynaklanabilir. Ayrıca, yapı denetim kuruluşu ve diğer kişiler için uzmanı olduğu için iş yerindeki gelişmelere, yapı biçimine ve kullanılan malzemelerle ilgili kalite ve uygunluk konusunda daha fazla bilgiye vakıf olması göz önünde bulundurulacak olursa yapının inşaası aşamasında yapı sahibi bilgilendirme ve aydınlatma görevini yerine getirmemesi de kusurlu davranış olarak kabul edilmelidir136. İlgili kişilerin sorumluluktan kurtulabilmesi için kusurlarının olmadığını kanıtlamaları gerekmektedir137. 

Yapının yapı hasarı nedeniyle bir zarara neden olması gerekmektedir138. 4708 sayılı YDHK m. 1-h bendinde de yapı hasarı kullanımdan doğan hasarlar hariç yapının fen ve sanat kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılması nedeniyle yapıda meydana gelen ve yapının kullanımını engelleyen veya yapıda değer kaybı oluşturan her türlü hasar olarak ifade edilmiştir139. 

Yapı denetim kuruluşları ile ilgili kişilerin yapının kullanımını engelleyen veya yapıda değer eksikliği oluşturan her türlü hasardan dolayı uygun illiyet bağı doğrultusunda sorumlu tutulacaklardır140. 

Ayrıca kuruluşlar sadece yapımdaki bozukluklardan kusurları varsa sorumlu tutulacaktır141. 

Sorumluluk bakımından önemli olan bir diğer husus ise 4708 s. YDHK’da belirtilen kişilerin ifa yükümlülüğünün yerine getirilmesinde yardımcı kişi kullanılması durumda , yardımcı kişilerin sorumlulukları denetim borcunun yerine getirilmemesinden kaynaklanır142. Bu anlamda TBK m. 116 gereğince yardımcının kusuru ile ortaya çıkan zararda yardımcı kullanan kişi sorumludur143. 

135 Antalya, s. 340.
136 Antalya, s. 340-341.
137 Antalya, s. 341.
138 Yukarıda zarar kavramına nelerin gireceği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bkz. Bölüm III / A / 1.
139 Antalya, s. 341.
140 Yukarıda nedensellik bağına ilişkin olarak ayrıntılı olarak açıklama yapılmıştır. Bkz. Bölüm III / A / 2. 141 Eren, s. 654; Narter, s. 208; Antalya, s. 342.
142 Antalya, s. 342.
143 Antalya, s. 342.

 

SONUÇ 

Çalışma konumuz olan yapı malikinin sorumluluğu, 6098 sayılı TBK’nın 69.maddesinde hüküm altına alınmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Özen sorumluluğu başlığı altında düzenlenmiş olmasına rağmen yapı malikine yapının yapım bozukluğu ya da bakım eksikliğinden kaynaklanan zarardan dolayı meydana gelen sorumluluğundan kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulma imkanı tanınmamıştır. Bu durum doktrinde tartışılmakta ve konu ile ilgili tehlike sorumluluğu, olağan sebep sorumluluğu, hakkaniyet ilkesinin esas alındığı karma tip sorumluluk türüne dayanan görüşler bulunsa da bu konudaki kanaatimiz yapı malikinin sorumluluğunun özen esası ve hakkaniyet esasına dayandığı yönündedir. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinde bina veya diğer yapı eserinin yapım bozukluğundan meydana gelen zararlardan sadece malikin sorumluluğu söz konusu olurken, bakım eksikliğinden kaynaklanan zararda malikle birlikte intifa ve oturma hakkı sahiplerinin de müteselsilen sorumlu tutulacağı kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. 

Yapı malikinin sorumluluğunun doğması için genel ve özel şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Genel koşulları olan zarar bulunmalıdır ve oluşan zarar hukuka aykırı olmalıdır. Ayrıca uygun illiyet bağının da bulunması gerekir. Özel şartlar ise; bina veya yapı eserinin malikinin bulunması gerekir. Ayrıca bina veya yapı eserinin insan eliyle oluşturulması ve toprağa doğrudan ya da dolaylı olarak sabit bulunması gerekir. 

Yapının, yapım bozukluğu ya da bakım eksikliğinden zarar gören herkes tazminat davası açabilir. Açılan tazminat davasında söz konusu zararı, zarar ile yapım bozukluğu ya da bakım eksikliği arasındaki uygun illiyet bağını, ayrıca yapının yapısının bozuk olduğunu ya da bakımının eksik olduğunu ve söz konusu zarar miktarını ispatlaması gereken kişi zarar görendir. Ancak zarar gören, zarar miktarını ispatlayamazsa , hakkaniyete ve somut olayın özelliklerine göre zarar miktarı hakim tarafından hesaplanacaktır. Yapı malikinin sorumluğunun kusursuz sorumluluk olması sebebiyle, meydana gelen zarardan hiç kusuru bulunmasa bile bu bir tazminat miktarında indirim sebebi olarak değerlendirilmez. Aksi halde, yapı malikinin, bina veya yapı eserinden kaynaklanan zararlarda ek kusurunun bulunması halinde hakim, zarar miktarını belirlerken indirici sebepleri uygulamaktan kaçınır.

 

KAYNAKÇA

Antalya, O. Gökhan, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, Legal Yayıncılık, İstanbul 2015. 

Aybay, Aydın, Borçlar Hukuku Dersleri, Genel Bölüm, 13. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2011 

Baş, Ece, ‘‘6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Bina veya Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk’’, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2011. 

Bilmen, Akif, “Türk Borçlar Hukukunda Bina Veya Diğer Yapı Eseri Malikinin Hukuki Sorumluluğu” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1998. 

Eren, Fikret, Borçlar Hukuku , Genel Hükümler, 21. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2017. 

İnan, Ali Naim/ Yücel, Özge, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 4. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2014. 

Karanfil, Sinan, ‘‘Yapı Malikinin Sorumluluğu’’, Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016. 

Kılıçoğlu, Ahmet M., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 19. Bası, Turhan Kitapevi, Ankara 2015. 

Koç, Nevzat, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Hukukî Sorumluluğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi, Ankara 1990. 

Naimi, Tuğba Aytekin, ‘‘Bina ve Yapı Eseri Malikinin Sorumluluğu ’’, Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kuzey Kıbrıs 2011. 

Narter, Sami, Kusursuz Sorumluluk Haksız Fiil Sorumluluğu ve Tazminat Sorumluluğu, Adalet, Ankara 2014. 

Nomer, Halûk N., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 13. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2013. 

Oğuzman, M. Kemal /Öz, Turgut, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt 2, 14. Bası , Vedat Kitapçılık, İstanbul 2018.

Oğuzman M. Kemal/Seliçi, Özer/ Oktay-Özdemir, Saibe, Eşya Hukuku, 20. Baskı, Filiz Kitapevi, İstanbul 2017. 

Reisoğlu, Safa, Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Yirmiüçüncü Bası, Beta, İstanbul 2012. 

Saraçoğlu , Simge, ‘‘Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Yapı Malikinin Sorumluluğu ’’, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018. 

Tekinay/ Akman/Burcuoğlu/ Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, 7. Bası, İstanbul 1993. Uygur, Turgut, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2013. 

ELEKTRONİK KAYNAKLAR 

www.kazanci.com . www.sinerjimevzuat.com.tr .